BASIN susarsa herkes, her şey susar! Feryatlar duyulmaz, gözyaşları içe akıtılır. Kimin ağladığı bilinmediği için meme de verilmez, gözyaşları da silinmez. Derde derman da tercüman da olunmaz. Basın susarsa ateş düştüğü yeri yakar, etrafını bile ısıtmaz. Şartları oluşturulmamış yapay sükunetten daha tehlikeli, daha kötü bir şey yoktur, temeldeki düzensizliği, adaletsizliği, gerçekleri gizler.
Ya okuyarak ya da dinleyerek öğrenilir. Yazılmadan okunmayacağına göre önce gerçeklerin yazılması gerekir.
Bunun için de basının yaşaması, yaşatılması gerekir. Gazetene evinde, işyerinde abone ol, oku, okut, yaşat ki sesin duyulsun, sözün dinlensin. Küçük damlalar, barajları hem doldurur hem de boşaltır, selleri oluşturur. Küçük sanılan katkılar sonucu beliler, şekillendirir. Mıh nalı, nal atı, at üstündeki kahramanı, kahraman ülkeyi kurtarır.
En uzun yolculuklar bile ilk adımla başlar. Şimdi bu adımı atmanın tam zamanı. Yapabileceğinizi zamanında yapmaz, sorumluluğunuzu yerine getirmezseniz, kendi payınıza düşen taşı yerine yerleştirmezseniz, yarın ‘keşke’ demenin yararı olmayacaktır. Facialar geriye doğru izlenirse küçük eksiklik ve ihmallerden doğdukları görülür.
Tehlikeyi doğmadan düşünmek lazım. Faydalıyı yetiştirmek gerekir, zararlılar, dikenler dikilmeden ürerler. Arzuyu düşünce saymak, bir gizli kaçış ya da maske takıştır.
Varlığı hissedilmeyen basın susarsa yeri doldurulamayacak müthiş bir boşluk yaratır. İnsanlar sonuçlara öfke ve nefret yağdırsa da sebeplerine nedense başını çevirip bakmıyor.
Sonuçlarına öfke ve nefret yağdırdığımız veya sevindiğimiz olayların sebebini, bu sonuçları neye veya kimlere borçlu olduğumuzu mutlaka bilmemiz gerekir. Aksi durumda aynı şeyi yaparak farklı sonuç bekler ve beklentiler hiçbir zaman gerçekleşemez.
BASIN SAYESİNDE KAMU HASTANELERİ AYAKTA!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel bankaların elini taşın altına koymadığından hatta kredi bile vermediklerinden şikayet etti. Özelleşmenin ve bankaların yabancılara satılmasının sonucu, görevleri kredi vermek olan bankalar kredi verirken devlet garantisi isteme hakları olmadığı halde kredi vermeyerek devleti garantiye zorluyor.
Aynı durum sağlığın özelleştirilmesinde yaşanacaktı. Coronayla mücadeleyi büyük fedakarlık ve başarıyla sürdüren kamu ve üniversite hastanelerinin kaynakları özel hastanelere aktarılıp, çalışamaz hale getirildiğinde basın sahip çıktı. Özel hastaneler yapmadıkları işlemler için para alırken kamu ve üniversite hastaneleri malzeme, asistan veya gerekli eleman yokluğundan hizmet veremez duruma düşürüldüğünde dertlerine derman, derman olamadığımıza tercüman biz olduk. Finans sektöründeki özelleştirme sağlıkta uygulanamadıysa bunun sebebi bugünü akıl gözüyle dünden gören, kamu ve üniversite hastanelerini canla başla destekleyen öngörülü özgür basındır. Aksi durumda İtalya, İspanya ve ABD' deki manzaralar kaçınılma olacaktı. Tabii ki daha cazip teklif ve daha geniş imkanlara rağmen, kamu hastanelerini terk etmeyen, vatan savunması gibi hastanelerine sahip çıkan hekimlerimiz sayesinde bugün ücretsiz corona tedavisi yapılabiliyor.
PİDE YERİNE VİRÜS ALMA!
RAMAZAN nedeniyle birlikte iftar, teravih namazı virüs bulaşmasına neden olabilir. Sıcak Ramazan pidesi almak için fırınlarda fiziki mesafe kuralını ihlal edenler, evlerine sıcak pidenin yanında virüs de getirebilme ihtimalini hesap etmelidir. Kendinizin veya başkalarının hayatını tehlikeye sokmanın sevabı da keyfi de olmaz. Kurallara uyulursa çifte bayram; hem Ramazan Bayramı hem de coronadan kurtuluş bayramı kutlayabiliriz. Sevdiklerinizi, sevildiklerinizi korumak için, EVDE KAL HAYATTA KAL!