Cumhurbaşkanı/Ak Parti Gen Bşk Erdoğan bir taraftan yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilmenin yolları ararken, diğer tarafından aday olduktan sonra kazanmanın yollarını arıyor. Bu hedefin gerçekleşmesi için ya erken seçim ya da yeniden adaylığının yolunu açacak anayasa değişikliği. Seçim için 2028 beklenmeyecek; istenilen şekilde anayasa değişikliği yapılamazsa, öyle veya böyle 2027’de erken seçim hedefleniyor. Bütçe ve bütçe açığı ile ilgisi olmayan sözde ‘tasarruf’ tedbirleriyle erken seçime giderken, ‘tedbirlerin sonuç verdiği ileri sürülerek emekli, memur ve dar gelirlileri rahatlatacak zamlar yapılacak, piyasa zamları seçim sonrasına bırakılacak. ‘Kobani devasında verilen kararlar kısmen adil de olsa büyük olasılıkla üst yargıda değişecek.
Turgut Özal’ın ‘Ben seçimden önce zam yapacak kadar enayi değilim’ dediğini hatırlattığım ve ‘cebe para girmeden oy cepten çıkmaz’ dediğim halde, Erdoğan seçimden önce zam yaptı, ‘Emekliye para verirsem çalışana para kalmaz’ dedi. Burası sözün bittiği yerdi. Seçimi kaybetmenin yüzlerce daha sebebi olsa da tek başına bu ifade kaybetmek için yeterli oldu.
Söylüyor ve yazıyorum bir maçın sonucunu sadece bir takımın performansı belirlemez, iki takımın performansı da sonuçta aynı oranda etkilidir. Muhalefet partileri halktan kopuk bir şekilde hükümetin veya Erdoğan’ın yanlışlarını saydı, bırakın seçmeni teşkilatları bile arkalarından gitmedi. Böylece muhalefet halkın sorunlarına ne derman ne tercüman oldu. Sorunlarına derman da tercüman da olmayan muhalefete seçmen oy vermedi.
Bugün işler değişti; öncelikle CHP Gen Bşk Özgür Özel ve İYİ Parti Gen Bşk Müsavvat Dervişoğlu olmak üzere büyük, küçük, TBMM’de grubu olan olmayan tüm partiler bir ağızdan ‘Erdoğan’ın yeniden aday olmasını sağlayacak anayasa değişikliğine onay vermeyeceğiz’ dedi. Birçok değişiklikte söylenilen başka, yapılan başka olduğu halde anayasa değişiklikleri geçse de şimdi geçmeyeceği görülüyor.
Başta Avrupa olmak üzere Batı ülkelerinde lider muhalefeti değil; kitlesel muhalefet önemlidir. Özel çıtayı yükseltti, önce atanmayan veya atanamayan öğretmenlerle toplumsal muhalefeti başlattı; emekliler, işçiler, çiftçiler, işsizlerle devam edecek..
Devletin parası yanmadı, buhar da olmadı; 80 milyonun cebinden dolaylı vergiler ve zamlarla alındı, önemli kısmı az sayıda müteahhide giderken geri kalanda 5 milyona ve sığınmacılara verildi. Sadece büyük müteahhitler değil, küçükleri de kazandı. Asansöre binemeyenler 4x4 ciplere bindi.
Çok sayıda yüksek puanlı, kaliteli üniversitelerden mezunlar boşta gezerken, belirli ailelerin diplomalı, diplomasız tüm fertleri yüksek maaşlı işlere girdi. Pahalı telefonları alanlar, pahalı araçlara binenler, pahalı kafe ve restoranlara gidenler bunlar. Geriye kalan 80 milyonunun büyük kısmı fakirlikte eşitlendi, orta direk çöktü.
Aracınız raylar üstündeyse, tren kaldırmanızı beklemez, ezer geçer. Muhalefet de Erdoğan’ın hazırlanmasına fırsat vermeden erken seçime gider. Özel ‘Sorunları çözün! Yoksa alanlar bizim’ diyor çözüm yeri alanları gösteriyor. Bugünkü şartlarda; toplumun hangi kesimi için sokağa çıkılırsa çıkılsın yeterli taraftar toplanır.
Erdoğan ilk defa kitlesel muhalefetle karşılaşıyor. Kitlesel tepki; kartopunun yuvarlanarak çığa dönüşmesi gibi giderek hızla artar. ‘Bizim için içerisi de dışarısı da bir’ hatta ‘Yerin altı da üstü bir’ diyenlerin sayısı her gün artıyor. Sıcağa kar; kitlesel muhalefete hükümet dayanmaz.