Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi kendilerine verilen sizlerin tutulmadığından yakındı. Suriye’ye ilk müdahale edileceği zaman uyardık ‘Batılılar sözle değil; belgeyle hareket eder’ dedik. Türkiye Suriye’ye müdahale etmemeli, eğer edecekse şartları yerine getirildikten sonra etmelidir. IŞİD sorunu bitince Türkiye’ye ‘evine git’ denileceğini en son 2016’da yazdım.
Batı, ‘IŞİD gitsin de ne olursa olsun’ der gibi görünüyor. Aslında öyle değil; sonrasının planı da yapılmış. IŞİD gittikten sonra TSK’ya ‘ Terör bitti. Evine dön (Go Home)!’ denilecek. TSK da Mehmetçiğin kanı pahasına IŞİD’ den alınan toprakları PKK ve uzantılarına bırakarak büyük bir zafer kazanmış edasıyla Türkiye’ye dönecek.
Bu topraklarda Önce Suriye Kürt Kantonu (Eyaleti), daha sonra da Suriye’nin kuzeyinde sözde bağımsız, PKK kontrolünde bir Kürt Devleti’nin kurulması, TSK tarafından sağlanmış olacak.
Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesinden önce kimliksiz, kişiliksiz yaşayan, devlette çalışamayan, yurt dışına çıkamayan Suriye Kürtleri bağımsız devlete kavuşacak.
Suriye'nin kuzeyinde TSK’nın IŞİD’i El-Bab’dan çıkarma operasyonunda, Türk birliklerinin bulunduğu bölgeye IŞİD (DEAŞ) tarafından düzenlenen bombalı saldırıda yaralanan Kavaklı Er Oğuz Demir, şehit olduğu zaman ‘Yine gurbetten kara haber var’ başlıklı yazımda 2016’da yazmıştım bunları, internette var.
Göz olanı akıl olacağı görür, yazılanların hepsi bugün başımıza geldi. Kimi toprak, kimi petrol alırken Türkiye’ye topraklarını, yerlerine, yurtlarını PKK’ya bırakan, milyonlarca Suriyeli sığınmacı aldı.
Erdoğan ‘Almanya Başbakanı Merkel para verecekti, vermedi, ABD bizi destekleyecekti, terör örgütlerini destekledi, Rusya hava saldırısı yapmayacak, Suriye’ye de yaptırmayacağını söylediği halde, koordinatları verilen askerlerimize havadan saldırıldı’ diyor, sözlerin tutulmadığından yakınıyor, kendi göbeğimizi kendimizin keseceğini söylüyor.
Rusya, 36 Kahraman askerimizin şehit edilmesiyle sonuçlanan saldırıyla ilgili birbirinden farklı açıklamalar yaptı, bazen saldırıyı üstlenirken bazen de reddetti. Batı basınında geniş yer tutan ve şüpheyle karşılanan açıklamada; hedefin Türk askerleri değil; İslami cihatçı grupların olduğunu, Türk askerleri bu gruplarla beraber olduğu için hedef alındığını, daha önceki antlaşmalara bağlı kalındığını açıkladı.
Aynı basın Türkiye’nin askerlerin bulunduğu yerlerin koordinatlarını verdiğini ve yakınlarında hiçbir silahlı grubun bulunmadığını belirttiğini yazdı. Rusya içinde bulunduğu durumdan dolayı uçağının düşürülmesini, Büyükelçisinin öldürülmesini sineye çekmiş, ancak bir yere not etmişti. Şimdi de Türk milletinden evlatlarının katledilmesini sineye çekmesini bekliyor. Ya diplomasimiz başarısız ya hepsi düşman! .Ne ABD ne Avrupa, Ne Rusya ne de İran! İçerde ve dışarıda söylenenlerin hepsi yalan.
Türk milletinin yüreği yanıyor. Milletin yüreğinin yanmasından memnun olmayanların ortak akıl etrafında toplanarak bu yangını söndürme zamanıdır. Bir gerçek var ortada, acı, kan ve gözyaşı. Acıları ortak olmayanın vatanı da ortak olmaz. Sürekli okurlarımızın hatırlayacağı gibi; çatışmadan doğrudan savaşa geçileceğini ve savaşa hazırlanmamız gerektiğini belirtmiştim. Şimdi savaştayız. Bir kez daha uyarıyorum, sivilinden, siyasetçisine, askerine kadar tek vücut, tek yumruk olarak düşmanın karşısına dikilmek zorundayız.Gücümüz birliğimiz; öznemiz Türk ordusu olmalıdır.