Merhabalar
KOMPLO
Şehrimizin futbol takımı Samsunsporumuza bizlere yaşattığı mutluluklar ve şehrimize kattığı katma değerler için teşekkür ederim. Bundan 2 yıl önce kim derdi ki Samsunspor ligde 3’üncü olacak, Avrupa’da Atatürk armalı formasıyla hem ülkemizi hem Samsun’u başarı ile temsil edecek. Tüm bunlar hayal olarak görenler vardı ama gerçek oldu.
Dar kadro ile sakatlıklar ile alınan başarılar bazı futbolcularımızı açık ve net bir şekilde şımarttı kendilerini vazgeçilmez, hatta yıldız zannetme hatasına düştüler.
Son zamanlarda çok sık maç yapmaları futbolcularımızın yorulmalarına performanslarının düşmesine sebep olmuştur.
Ancak takımımız zirveye doğru emin adımlarla ilerlerken bazı futbolcularımızın kulağına kar suyu kaçırarak sen bize gel, seni alacağız, şöyle futbolcusun böyle futbolcusun gibi sözler konuşuldu. Kim ne derse desin bu tip yaklaşımlar Kuzeyin Kralı takımımıza karşı kurulan bir komplodur bana göre.
Ülkemizde ara transfer ve tescil süreci 5 Ocak’ta başlayıp 10 Şubat’ta sona erecektir. Ne hikmetse bizim futbolcularımıza bu tarihlerden bir hayli önce el altından transfer teklifleri yapıldı.
Kardeşim eğer benim futbolcularımdan birilerini alacaksanız 5 Ocak’ta gelir kulübümüzün kapısını çalarsınız ve resmen transfer teklifini yaparsınız anlaşırsınız veya anlaşamazsınız her şey bu tarihler arasında olur biter.
Her alanda olduğu gibi futbolda da ahlak ve edep önemli bir noktadır. Transfer sezonu olmadan herhangi bir futbol takımının önemli oyuncularının adının başka bir takımla anılması sıkıntılı durumları meydana getirir.
Futbolcunun mevcut takımına bağlılığını sıfırlar, maçlardaki performansını etkiler, takım içerisindeki futbolcuların oyununu etkiler, morallerini disiplinlerini etkiler. Ve birden skorlarda ve sıralamalarda düşmeler başlar.
Hangi şartlarda olursa olsun ligdeki sıralaması ne olursa olsun biz Samsunsporluyuz Samsunluyuz.
NEREYE KADAR…
Değerli okuyucularım;
Yazsam olmaz yazmasam olmaz dediğim nokta var ya işte tamda buradayım. Yazsam birileri hoplayacak zıplayacak yazmasam vicdanım rahatsız olacak. Ama her zaman dediğim gibi bugüne kadar eğilmedik bükülmedik kırılmadık el pençe durmadık birilerinin karşısında. Korkmadık çekinmedik hiçbir şeyden hiç kimseden.
Sosyal medyada sözde akım dedikleri şarlatanlıklara bir yenisi daha eklendi. Olurda bu kadar olmaz dedirten bir akım. İslam’ın Müslümanlığın direği olan namazı alay konusu yapıp resmen İslam’la Müslümanlarla yani bizlerle dalga geçiyorlar.
Kendini bilmezlerin bu hadsizlerin yaptıklarını demokrasi özgürlük diyerek savunanlar olduğu gibi bu tip çekimlere komedi eğlence gözü ile bakanlar da oldu. Çok yazık Müslüman mahallesinde salyangoz satılmasının hiçbir anlam ve mantığı yoktur. Edep haya ve ahlak kavramlarının ne hallere düştüğünün en vahim örneğini teşkil ediyor bu ve buna benzer akımlar.
Akımda namaz esnasında vefat eden insanlar dalga geçilerek canlandırılıyor. Namaza uygun olmayan kıyafetlerle kahkahalar eşliğinde ibadetle dalga geçiliyor. Bu resmen haya kirliliğidir. Bu ve buna benzer akımlar gençliğimiz nereye gidiyor sorusunu aklımıza getiriyor.
Namaz ibadetiyle alay eden ve inanç değerlerimizi hedef alan içerikler asla kabul edilemez. Bu tür paylaşımlar; ifade özgürlüğü kisvesi altında, gençlerimizin zihnini kirleten, onları kendi inançlarından ve kimliklerinden uzaklaştırmayı amaçlayan son derece tehlikeli bir zihniyetin ürünüdür.
Gençlerimiz; bu milletin yarını, bu toplumun vicdanıdır. İnançlarıyla, ahlaki değerleriyle ve kültürel kökleriyle bağını koparmaya yönelik her türlü çabanın karşısında durmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Özellikle sosyal medya üzerinden yayılan bu tür içeriklerin, gençler üzerinde oluşturduğu olumsuz etki göz ardı edilemez.
Bu noktada ailelerimize önemli görevler düşmektedir. Toplumsal değerlerimizi hedef alan bu tür paylaşımlara karşı sessiz kalınmamalıdır.
Diğer yandan aklıma deli sorular geliyor;
Kim bunlar? Nereden türediler? Kim yetiştirdi bunları ya da kim zehirledi gençlerimizi?
Bu gençler hangi iklimin çiçekleri?
Bu hadsizlik hangi kavmin mirası?
Özgürlük mü, Haddini Bilmezlik mi?
Buradan yetkililere ve eğitim camiasına seslenmek borcumuzdur:
Sınırsız özgürlük, başkasının kutsalına saldırı hakkı vermez. İslâm’a ve dinî değerlere saldırının bir "moda" haline gelmesine göz yummak, bu toplumun gelecekteki huzurunu dinamitlemektir.
Caydırıcı yaptırımlar ve daha da önemlisi, içi boşaltılmış eğitim sisteminin yeniden "insan ve ahlâk" odaklı bir yapıya kavuşturulması artık bir tercih değil, mecburiyettir.
Vah Halimize!
Eğer biz evlatlarımızı sosyal medyanın zehirli sarmaşıklarından koparıp kendi medeniyetimizin pınarından su içiremezsek, daha çok "akım" adı altında yapılan kepazelikleri izlemek zorunda kalacağız.
Yazık değil mi bu taze dimağlara? Yazık değil mi bu asil millete?
Saygılarımla.
ALLAH (C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.