Havva Aslan Yazdı: İslam'ın Kadına Verdiği Değer
Paylaş

Havva Aslan Yazdı: İslam'ın Kadına Verdiği Değer

Ekleme: 09.03.2026 08:35 Güncelleme: 30.05.2026 19:57

İslam dininin kadına verdiği değer, aile içindeki konumu, ekonomik hakları ve eğitimdeki yeri Kur'an-ı Kerim ve hadisler ışığında ele alınıyor.

İslam, kadını toplumun temel ve vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul ederek, ona insan onuruna yakışır müstesna bir değer atfetmiştir.

İŞTE YAZININ TAMAMI

İslam dini, kadına insan onuruna yakışır bir değer vermiş, onu toplumun temel ve vazgeçilmez unsur larından biri olarak kabul etmiştir. Kur’an-ı Kerim’de kadın ve erkeğin aynı özden yaratıldığı belirtilerek insanlık bakımından aralarında hiçbir üstünlük farkı olmadığı vurgulanmıştır. Hucurat Suresi 13. Ayeti Kerimesinde “Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” ayeti, üstünlüğün cinsiyete değil, ahlaka ve takvaya bağlı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu ilke, İslam’ın kadına bakışının temelini oluşturur. İslam’ın ortaya çıktığı dönemde, birçok toplumda kadın sosyal hayattan dışlanmış, miras hakkından mahrum bırakılmış ve ikinci planda görülmüştür. Kur’an-ı Kerim ise kadını ve erkeği Allah katında eşit birer kul olarak tanımlamış, üstünlüğün cinsiyette değil, takvada olduğunu bildirmiştir. Bu anlayış, kadının hem birey hem de toplum içindeki konumunu güçlendirmiştir.

İslam’a göre kadın, erkekle birlikte insanlığın tamamlayıcı unsurudur. Rum Suresi 21. Ayeti Kerimesinde, “Sizin için kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun ayetlerindendir.” buyrularak aile kurumunun sevgi ve merhamet temeli üzerine kurulduğu ifade edilmiştir. Bu ayet, kadının aile içindeki yerinin sadece bir görev değil, aynı zamanda değer ve saygı çerçevesinde olduğunu göstermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.” buyurarak kadına iyi davranmayı imanın bir göstergesi olarak kabul etmiştir.

İslam’dan önce bazı toplumlarda kız çocukları hor görülmüş, hatta diri diri toprağa gömülmüştür. Kur’an, bu insanlık dışı uygulamayı şiddetle kınamış ve kız çocuklarını bir utanç değil, rahmet vesilesi olarak tanımlamıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kız çocuklarını güzel bir şekilde yetiştiren anne-babaların cennetle müjdeleneceğini bildirmiştir. Bu anlayış, kadının daha çocukluk döneminden itibaren değerli kabul edildiğini göstermektedir. Aile hayatında da kadın, saygı ve sevgi temelinde bir konuma sahiptir. İslam, evliliği karşılıklı hak ve sorumluluklara dayalı bir sözleşme olarak görür. Kadının rızası olmadan evlilik geçerli sayılmaz.

Ayrıca kadına mehir hakkı tanınmış, ekonomik güvence altına alınmıştır. Eşler arasında adalet, merhamet ve iyi geçim teşvik edilmiş; kadına kötü muamele kesin olarak yasaklanmıştır. Peygamberimizin hayatı, eşlerine karşı nazik ve anlayışlı davranışlarıyla bu konuda en güzel örnektir. Anne olarak kadın, İslam’da ayrı bir saygınlığa sahiptir.

Peygamberimiz (s.a.s.), “Cennet annelerin ayakları altındadır.” buyurarak annenin değerini en güçlü şekilde ifade etmiştir. Bu söz, kadının aile ve toplum üzerindeki etkisini ve önemini vurgulamaktadır. Annelik, sadece biyolojik bir görev değil; sevgi, fedakârlık ve eğitim sorumluluğunu da kapsayan kutsal bir emanet olarak görülmüştür.
İslam, kadını sadece aile içinde değil, toplum hayatında da etkin bir konuma yerleştirmiştir. Hz. Peygamber döneminde kadınlar mescide gitmiş, ilim öğrenmiş, savaş zamanlarında sağlık hizmetlerinde görev almış ve sosyal hayatta aktif rol üstlenmiştir.

Bu durum, İslam’ın kadını pasif bir konuma hapsetmediğini, aksine onu toplumun üretken bir üyesi olarak gördüğünü göstermektedir. Öte yandan İslam, kadına ekonomik ve hukuki haklar açısında o toplumdaki hiç bir inancın tanımadığı hakları tanımıştır. Kadın, miras alma, mal edinme, ticaret yapma ve kazancını tasarruf etme hakkına sahiptir. Bu haklar, birçok toplumda kadınlara çok daha geç dönemlerde tanınmıştır. Ayrıca evlilikte kadının rızası şart koşulmuş, zorla evlilik yasaklanmıştır. Boşanma durumunda kadının hakları korunmuş, nafaka ve mehir gibi güvenceler getirilmiştir.

İslam Eğitim konusunda, kadın ve erkek ayrımı yapmamıştır. Peygamberimiz, “İlim öğrenmek kadın erkek her Müslümana farzdır.” buyurarak eğitimin herkes için bir sorumluluk olduğunu belirtmiştir. Tarih boyunca birçok kadın âlim, hadis ve fıkıh alanında önemli çalışmalar yapmış, ilim hayatında aktif rol almıştır. Sonuç olarak İslam, kadını değersizleştiren anlayışları ortadan kaldırmış; ona saygın, hak sahibi ve sorumluluk taşıyan bir birey kimliği kazandırmıştır. Kadına verilen bu değer, sadece teorik bir söylem değil; hukuki, sosyal ve ahlaki düzenlemelerle desteklenmiş kapsamlı bir anlayıştır.

İslam’ın kadına bakışı, onu toplumun merkezinde, aile yapısının temelinde ve insanlık onurunun eşit bir temsilcisi olarak konumlandırmaktadır.

 

Haber Merkezi

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.