Havza Afet

Ekleme: 15.05.2026 10:00 Güncelleme: 30.05.2026 19:36
Havza’da yaşanan sel felaketinden sonra buna felaket demekte çok doğru değil aslında bu bir afettir. İlgili ilgisiz alakalı alakasız siyasi veya siyasi olmayan birileri bu afette sorumlu bulmaya çalış...

Havza’da yaşanan sel felaketinden sonra buna felaket demekte çok doğru değil aslında bu bir afettir. İlgili ilgisiz alakalı alakasız siyasi veya siyasi olmayan birileri bu afette sorumlu bulmaya çalışmaya başladılar. Yani ortaya bir günah keçisi çıkartılması gerekli imiş gibi kamuoyu önünde resmen şov yapmaya çalışıyorlar.

Bugünlerde ilgili kurumlar tarafından yapılması gereken bir an önce yaraların sarılması ve bundan sonra böyle bir afetle karşılaşmamak için gerekli çalışmaların ivedilikle gerçekleştirilip hayata geçirilmesidir.

Ülkemizin her yerleşim merkezinde olduğu gibi ilçemizde de özellikle bugün sel afetine konu olan Hacı Osman Deresinin etrafındaki yanlış ve çarpık yapılaşma bugünleri yaşamamızın temellerini oluşturmaktadır. Havzayı ve bu bölgeyi tanıyanlar iyi bilirler ki şehir imar planında bu derenin sağ ve sol tarafında yol geçmektedir. Ancak ilgili dönemlerde her ne hikmetse dere yatağına yapılan yapılar dere kenarına sıfır noktasında yapılmıştır dönemlerin idarecileri bu binaların yapımına nasıl ve neden ruhsat verdi. Yeni yapılan binalarda çekme olduğu gözlenirken eski binaların hiç birinde bu çekme uygulanmamıştır.

Bu bölgede yakın zamanlarda yapılan binalara baktığımızda dere yatağının kenarından geriye çekilerek yol için pay bırakıldığını açık ve net bir şekilde görmekteyiz.

1998’deki Sel felaketinden sonra yapılması ve uygulanması gerekenler bellidir. Dere üstü işyerlerinin yıkılması, Hacı Osman deresinin ıslahı ve rehabilite edilmesi, bu derenin yukarılarda kollarının birleştiği yere sel kapanının yapılması gerekirdi.

Bunların gerçekleşebilmesi ve herhangi bir afete karşı önlemlerin alınabilmesi için yerleşim yerlerinde koordinasyonlu bir şekilde Risk Yönetim Merkezinin oluşturulması gerekirdi. Ama risk yönetim Merkezi bu gün ülkemizin birçok ilinde ve ilçelerinde oluşturulmamış vaziyettedir. Risk yönetim merkezi yerleşim merkezindeki insanların yaşamını etkileyecek potansiyel tehditlerin neler olduğunu ortaya çıkartarak meydana gelebilecek risklerin olma ihtimaline karşı yaratacağı etkinin belirlenmesini sağlar. Ve bu riskler değerlendirilerek etkilerine ve öncelik sıralarına göre sıralanarak hangilerine acil müdahale edilmesine karar verir ve olası riskleri minimize eder.

1998’deki yaşanan selden sonra acilen yıkım ve tahliye kararlarının çıkması gerekirken adli süreç o kadar uzadı ki tam 14 yıl sonra 2012 de yıkım kararı çıkartılabildi. 2012 deki çıkan yıkım kararından sonra acilen ve bekletilmeden yetkili mahkemelerce Tahliye kararının çıkartılıp işyerleri sahiplerine tebliği gerekirdi. Oysa bu tahliye kararı yaklaşık 13 yıl sonra çıkartılabildi. Burada sormamız gereken soru 2012 de alınan yıkım kararından sonra tahliye davası neden bu kadar uzun sürdü ve neden en kısa zamanda karar verilmedi. Verdiğim tarihlere ve zamana baktığımızda 25 yıllık boşa geçen bir zamanı görmekteyiz. Ankara’dan birileri ilgili kurumlara talimatlarını verseydi bu kadar uzun bir süre aradan geçmez ve bugünlerde yaşanan afet minimize edilebilirdi. Kısacası Yıkım ve Tahliye kararları çok geç çıktı.

Ayrıca yıkım kararından sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri devreye girerek yıkımları gerçekleştirmeliydi. Acaba bu yıkımları biraz daha ötelemek ve zaman kazanmak için birileri devreye mi girdi. Ve bu süreç neden hızlandırılmadı?

Ancak burada şunu da sormadan edemiyorum dere üstü kapatılıp işyerleri yapılırken dönemin idarecisi hiç mi herhangi bir araştırmaya gerek görmedi.

İlçe merkezinden geçen Hacı Osman Deresini su ile besleyen yaklaşık 5/6 kol vardır. Bunların en önemlisi Esenbey Mahallesi ile Mesudiye Mahallesindeki dere yataklarının birleştiği noktadır. Bu noktaya sel kapanı veya gölet yapılaması gerekirdi. Bir önceki Belediye Başkanı Sayın Sebahattin Özdemir tarafından Gölet/Sel kapanı projesi yaptırılıp DSİ tarafından proje ihalesi gerçekleştirilmiştir. Artık bu afetten sonra ivedilikle gereken çalışmaların gerçekleştirileceği inancındayım.

Çayırözü, Esenbey ve Mesudiye mahallelerinden gelen sel sularını gördükçe yaşanılan bu afetin kaçınılmaz olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yukarıda bahsettiğim tedbirler gerçekleştirilmiş olsaydı yine afet gerçekleşecekti ama maddi zarar daha aza indirgenmiş olacaktı. Elbette ki yüreğimiz canımız yandı şükür ki can kaybı yaşanmadı.

Felaket gelmeden önce Havza Belediyesin hoparlör sisteminden ve Belediye araçlarından yapılan duyurular sayesinde olayın vahametini kavrayan vatandaşlar tarafından gerekli önlemler alınmış olup bazıları ise o kadar büyük bir sel gelmez düşüncesi ile rehavete kapılmışlardır. Hiç kimse böyle bir afetin gerçekleşmesini beklemiyordu.

Havza da sel felaketinin gerçekleştiği sırada Sayın Valimiz Orhan TAVLI tarafından acilen kriz masası ve hasar tespit komisyonu oluşturulmuş gerekli müdahaleler hiç vakit kaybetmeden gerçekleştirilmiştir. Bu arada Havzalıların birlik ve beraberlik içerinde afetten zarar gören vatandaşlarımıza yardım etmeleri takdire şayandır. Ayrıca o felaket gecesinde ve devamında Çevre ilçelerin Belediye ekiplerinin Havza ya intikal etmeleri en güzel yardımlaşma ve dayanışma örneğidir. Başta Jandarma Komutanlığımız olmak üzere, Emniyet teşkilatımızın Sağlık teşkilatımızın, STK’larımızın, Büyükşehir Belediyemizin, yardım ve destekleri yadsınamaz.

Artık zaman bir an önce yaraların sarılması ve gereken çalışmaların yaralar sarılırken ilgili kurumlar tarafından gerçekleştirilme zamanıdır. Zarar ziyan tespit komisyonu ivedilikle tespit çalışmalarını gerçekleştirerek yaralar bir an önce sarılmalıdır.

Ve en önemlisi Havza acilen Afet bölgesi ilan edilerek esnaflarımız ve vatandaşlarımız Devletimizin imkânlarından istifade edilmesidir.

Günümüzün hayrı ve bereketi üzerinize olsun.

ALLAH (C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN..

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap