İnsan’ın bekası sağlanmadan devletin bekası sağlanamaz, insan yaşamadan devlet yaşamaz. ‘Yemekhane kartımda para kalmamış sadece bir liram var’ sosyal medya paylaşımının ardından kaybolan ve ailesinin kayıp başvurusu yaptığı; İstanbul Üniversitesi TDE Bölümü 3. sınıf öğrencisi Sibel Ünli’nin cesedi Samatya sahilinde kıyıya vurunca Marmara denizine atlayarak yaşamına son verdiği ortaya çıktı.
İstanbul Üniversitesi yönetimi, öğrencilerin indirimli yemek hakkını 3 öğünden 1 öğüne düşürdü, ikinci öğün için öğrencilerin 18,50 TL ödemesine karar verdi. Üç öğüne 10,5 ödenirken, yüzde yüzden fazla zam yapılarak bir anda üç öğün yemek 22 liraya çıkarıldı. Velinin gelirine yüzde 5, öğrencinin yemeğine yüzde 105 zam; kurt kuzuya şah olsu bu kadar adaletsiz davranmaz. Üniversiteler öğrencilerin yemeklerinin kalitesini yükseltmeli, fiyatlarını düşürmelidir, devlet üniversiteleri sübvanse etmelidir. Üniversiteler geleceğin yetiştirildiği yerlerdir, ticarethane değildir. Kar zarar değil, daha iyi bir nesil yetiştirme hesabı yapılmalıdır.
Sibel’in ölümüne yen vermeyen bir kısım medya, ailenin alelacele yaptığı basın açıklamasına geniş yer verdi. Sürpriz bir şekilde basın açıklaması yapan aile aylık gelirlerinin on bin lira olduğunu, devletten de yardım aldıklarını, çocuklarının da burs aldığını açıkladı. Ailenin yaptığı veya aileye yaptırılan çelişkili basın açıklamasına göre; aylık 10 bin lira geliri olana devlet yardım ediyor, öğrenciye de burs veriyor. Yardım ihtiyacı olanlara yapılır, burs sadece çalışkanlara değil; çalışkan ve aynı zamanda ekonomik durumu iyi olmayanlara verilir.
Hayatını kaybeden Sibel’in yeni atanan doktor olan Abisi ‘Devletten ve sosyal kurumlardan yardım talep ettik. Ama yeterli olmadı ne yazık ki. Kardeşimizi kaybettik’ dedi. Beslenme, barınma, eğitim ve sağlık v.b. ihtiyaçlarını karşılayamayanların bu ihtiyaçlarını sosyal hukuk devleti karşılar. T.C. Devleti de sosyal bir hukuk devletidir ve bu alanda ciddi harcamalar yapılıyor. Sibel’in hayatına son verme sebebi ekonomik olmasa bile burs ve kredisinin tamamını yemeğe vermek zorunda kalan öğrenciler, diğer masraflarını nasıl karşılayacak? Yanlıştan dönmek için birilerinin intihar etmesi mi gerekir?
Peki, bu paralar Sibel veya benzeri ihtiyaç sahiplerine verilmiyor da kime veriliyor? Ondan daha ihtiyaçlılar mı var? Oğluna kırtasiye için para bulamadığı, pantolon alamadığı, kirasını, elektrik faturasını ödeyemediği için intihar eden babalara da yardım edilmedi. Pazar parası olmadığı için intihar eden kocaya da devlet elini uzatmadı. Gerçek ihtiyaç sahiplerinin yardım elleri havada kalıyor, tuttukları dallar eline geliyor, feryatlarını yalnız kendileri duyuyor, gözyaşları içine akıyor, hayatı da kendilerini de artık değersiz gördükleri için yaşamlarına son veriyorlar.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da İstanbul Üniversitesi de rektör de dekan da insanlık da Sibel’le birlikte sahile vurdu. Vicdanları, insanlığı yaralayan, sözü bitiren, görevlerini yapamayan görevlilerin hepsini Cumhurbaşkanı Erdoğan görevden almalı, milletin ve devletin bekasını tesis etmelidir. Mecliste uyurken görüntülenen ve geçinemediklerinden şikayet eden, ayda 25 bin TL maaş alan milletvekillerinin TBMM restoranında ödediğinden kat be kat fazla ödüyor, 550 TL burs veya kredi alan öğrenciler. Medenilik ve gelişmişlik ne geniş yolla ne de büyük binalarla ölçülür, eğitime verilen önem ve destekle ölçülür