Türkiye’de vergi kaçırmak da vergi kaçırmaya aracılık etmek de suçtur. Kızılay’ın mevcut yönetimi Ankara’daki bir doğalgaz şirketinin 8 milyon dolarını almadığı halde almış gibi göstererek vergi kaçırmaya aracılık etmiş, suç işlemiş ve bu yolsuzluk belgesiyle açık ve seçik bir şekilde ortaya konulmuştur. Savcılar harekete geçmek için neyi bekliyorlar? Sıfatı Cumhuriyet olan Savcı, talimat beklemez, yasaların verdiği yetkiyi zaman geçirmeksizin kullanır. Rüşvet ve yolsuzluğun belgesi kolayca elde edilemez. Bu nedenle elde edilen belgenin gereği mutlaka yerine getirilmelidir ki yeni yolsuzluklar engellenebilsin.
Gaz şirketi devlete vermesi gereken 8 milyon doları, aldığı yardımlar vergiden muaf olduğu için Kızılay’a vermiş ve devlete vergi ödemekten kurtulmuştur. Kızılay ise almadığı parayı almış gibi göstererek parayı Ensar Vakfı’na aktarmıştır. Parayı Kızılay aldıysa para nerede? Hayır, Kızılay değil; vergiden muaf olmayan bir vakıf aldıysa vergi nerede? Yaptığının ‘Vergi kaçırmak değil; vergiden kaçınmak olduğunu’ söyleyen başkanın istifa etmeyeceği belli olmuştur.
Çok yüksek maaşla genel müdür, personel çalıştırmak, demirbaşını ucuz kiraya vermek, pahalı kiralamak v.b. diğer usulsüzlükler bir tarafa 8 milyon dolar vergi kaçırılmasına aracılık etmek Kızılay Başkanı ve yönetiminin görevinden alınması için yeterli sebeptir. Kızılay’ı korumak başka şey, yolsuzluk yapan başkan ve yönetimini korumak başka şeydir. İhtiyaç sahiplerini bağışçılarla buluşturan Kızılay’da güven ve gönüllük esastır. Robert Bosch ‘İtibar kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim’ diyor ve bu ilkeyle dünya devleri arasında yer alıyor.
Yolsuzluğu ortaya çıkaranlar ve yolsuzluğun üzerine gidenler değil; yolsuzluğu yapanlar Kızılay’a zarar vermiştir. Bundan sonra da yolsuzluğu görmezden gelenler Kızılay’a en büyük zararı verecektir. Bugün göz yumarsan, yarın istesen de gözünü açamazsın. Kötülerin gücü iyilerin sessizliğindendir. Sesiniz çıkarken sesinizi yükseltin, yarın isteseniz de yükseltemezsiniz. Güven esasına dayalı bir kurumda güveni derinden sarsacak eylemler, o kuruma yapılabilecek en büyük kötülüktür ki başkan bunu yapmıştır. Başkanı o görevde tutmak, aynı şeyi yaparak farklı sonuç beklemektir ki bu da A. Einstine göre; ahmaklığın tanımlarından biridir.
Kızılay Gen Bşk güven kaybetmiştir. Güvensiz birinin başkanlığında Kızılay’ın eski güvenine kavuşması mümkün müdür? Hayır, değildir; ya başkan ya da Kızılay kurtarılacaktır, artık ataş ve barut gibi; ikisi bir arada olamaz. Başkan kurtarılırsa Kızılay kaybedilecek, Kızılay kurtarılmak isteniyorsa başkanın azledilmesi gerekir. Birileri başkanı kurtarmak isteyebilir, biz Kızılay’ın kurtarılmasından yanayız. Başkan her zaman bulunur, ancak bu başkanla Kızılay bir daha eski güvenini kazanamaz. Sorun Kızılay Genel Merkezindedir, şubeler bu topa girmemelidir. En büyük sorun sorunun ne olduğunun bilinmemesidir. Şubeler bilemeyebilir; sorun genel yönetimdir.
OMÜ MEZUNU UTANDIRDI
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) mezunu 25 yaşındaki yarışmacı, Kim Milyoner Olmak İster'in ‘1930 yılında Türkiye'nin başkenti neresiydi?' sorusu için iki joker harcayarak izleyenleri şaşırttı. Seyirci Jokerler birbirine yakın cevaplar vererek uzak ara değil; az farkla da olsa doğru cevabı bilebildi. Bu cevaplar, onların durumunun OMÜ Mezunu Yarışmacıdan çok farklı olmadığını gösterirken, Türkiye’nin eğitim ve öğretiminin de ne halde olduğunu gösterdi. Üniversite mezunu birinin Ankara’nın ne zaman başkent olduğunu bilemesi hele hele 1930’da nerenin Türkiye’nin başkenti olduğunu bilememesi ve o yarışmacının OMÜ mezunu olması, sadece şaşırtmadı hem de OMÜ adına utandırdı.
***Şehitlerimize Şanı yüce Allah’tan rahmet, gazilerimize şifa, yası, vatanı ortak olanlara sabır ve metanet diliyorum.