Ülkeyi yönetmeye talip olan Ana Muhalefet Partisi (CHP) bu yolda yürürken neler yapmalı neler yapmamalıdır. O kocaman kocaman akıllı insanlara tavsiyelerde bulunacak değilim ama görünen köyde kılavuz istemez.
Her şeyden önce parti örgütleri kendi içlerinde barışı, birlik ve beraberliği sağlamalılar ki buda çok zor bu ortamda. Bunun en bariz örneğini Atakum örgütünün yapmış olduğu delege seçimlerinde gördük.
Çok zor diyorum peki neden çok zor diye düşünenler soranlar olacaktır. Bakın değerli okuyucularım CHP genel merkezi ilk genel geçimlerde milletvekili sayısını artıracağına ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılı olacaklarına inanıyor, bu yolda yürürken yapılanları konuşulanları asla doğrudur yanlıştır diye eleştirmeyeceğim.
Kamuoyunda belli belirsiz bir şekilde farklı fikir düşünce ve ideolojiye sahip oluşumlarında bu sürece destek verdikleri aşikârdır. Ellerindeki tüm imkânları kullanarak toplumda karşılık bularak iktidara yürüme gayreti içerisindeler.
Bunların neticesinde tüm il ve ilçe örgütleri de bu yola baş koyup inanmışlıklarını gösterip gerekli mücadeleleri veriyorlar kendi hallerince.
Bütün sıkıntı il ilçe kongrelerinde delege seçimlerini gerçekleştirmek. Gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi’nin ideolojisine programına inanmış yıllardır örgüt içerisinde bulunup her türlü fedakârlığı yapan üyeler mevcut. Ve bu üyeler ne makam istemişler ne mevki istemişler gel demişler gelmişler git demişler gitmişler. Yani herhangi bir karşılık beklemeden siyasi mücadelenin her safhasında yerlerini almışlar.
Örgüte yıllarını vermiş bu insanların yanında sonradan CHP’li olanlar, herhangi bir sıkıntı çekmeden örgütün yapısı içine giren CHP ile alakası olmayan insanlarda örgüt içerisindeki yerlerini almışlar. Bütün bunları sağduyulu örgüt mensupları gayet iyi bilmektedirler ancak onlarında ellerinden bir şey gelmemektedir.
Olası bir iktidar olma durumunda birtakım insanlar gruplar yerlerini almak için harekete geçmişlerdir. Gruplar oluşturulmuş aman yarın bizim dediklerimiz olsun, yapılsın, iktidarın nimetlerinden biz faydalanalım düşüncesi ile delegasyonda güçlü olmak için lobi çalışmalarını hızlandırmışlardır.
Bazıları da yarınlarda il, ilçe başkanı, yönetim kurulu üyeliği, milletvekilliği hayali kurarak inceden inceye çalışmaya başlamışlardır.
Bu durum Samsun’da böylede diğer yerlerde farklımı kesinlikle hayır her yerde bu ve benzeri çalışmalar gerçekleştirilmektedir. İktidar olma yolunda sonradan olmalar, parası pulu olanlar sadece CHP’de değil diğer siyasi partilerde de aynı oranda görülmektedir. Daha herhangi bir göreve makama gelmeden kendilerini çok önemli çok büyükmüş gibi gösterip kendi delegasyonunu etkilemeye çalışırlar.
Bakın hafta içerisinde bir bayan, Samsun İlçe Transfer Merkezi’nde cesurca hiç kimseden çekinmeyerek CHP’li olduğunu, üye olduğunu açıkça söyleyerek yüzlerce insanın içerisinde yüreğinden geçenleri bağıra bağıra anlattı.
İşte iktidar olma yolunda üzerine düşeni fazlası ile yerine getiren inanmış bir bayan gerçek CHP’li. İnancının fikrinin ideolojisini savunan ve mücadele eden insanları sever ve takdir ederim.
Her şey den önce kendi tabanınıza kendi seçmeninize değer vereceksiniz ve onları anlayacaksınız. Eğer iktidar olma mücadelesi veriyorsanız mensuplarınızın dışındaki seçmenlerle de barışık olacaksınız onları ötelemeyecek hoşgörülü olacaksınız saygı duyacaksınız ötelemeyeceksiniz. Burnunuz Kaf dağında olmayacak toplumla barışık olacaksınız.
Delege seçimlerinde ve akabinde seçilen delegelerin kongrelerde kullanacağı oylar üzerinde siyaseten her türlü entrika algı ve yönlendirmelerin yapıldığı su götürmez bir gerçektir. Bu durum her siyasi partinin çok acı bir gerçeğidir.
Yazık olur yazık. Bazı değerlere inanarak gönlündeki siyasi oluşuma oy veren destek veren insanların emeğine oylarına yazık olur yazık. Neler görmedik ki hiç hakkı olmadığı halde, hiç herhangi becerisi ve toplumda karşılığı olmadığı halde milletvekili, belediye başkanı olanları gördük yıllardır.
Para pul zenginlik vesaire ölçü olmamalı artık seçileceklerde liyakat dürüstlük insanlık vatan sevgisi ölçü olmalı tüm siyasi partilerimizde.
Atakum CHP’de olmaması gereken kavga ve neticesinde gerçekleşen acı olaydan sonra olayın araştırılması ve neticelendirilmesi için bir heyet oluşturulup gönderildi. Olması gereken budur. Ancak orada bulunan heyetin tavırları hiç de iç açıcı değildir.
Heyet üyelerine soruluyor, belediyeyi ziyaret edecek misiniz? El cevap davet olursa gidebiliriz. Yahu ne daveti ne gitmemesi orası Samsun’daki sizin eviniz yuvanız davet beklemeden gideceksiniz hem idare ile hem çalışanlarla konuşacaksınız fikirlerini düşüncelerini alacaksınız.
Samimiyetine inandığım ve takdir ettiğim basın mensuplarının sorularını burası yeri değil diyerek cevaplamayacaksınız, onların görüş ve düşüncelerini almayacakmısınız.
Samsun’un nabzını sokağın sesini en iyi tarafsız objektif şekilde basın mensupları tutar ve zaman zaman kamuoyunu bilgilendirirler. Ve siz bu insanları orada pas geçeceksiniz tabiri caizse dediğim dedik çaldığım düdük diyeceksiniz. Hadi o zaman ne haliniz varsa görün derler adama.
Sabır, hoşgörü sevgi ve anlayışlı olmak gerekiyor siyasette öyle havalı havalı makamlarda koltuklarda oturmak hoş olmuyor.
Genel merkezler siyasi olarak gereken mücadeleyi verirken taşradaki örgütler teşkilatlar Nasreddin Hoca misali kendi bindikleri dalı kesmeye çalışıyorlar.