Öğrenme ve öğretme hayat boyu olup, her gün öğretmenlerindir, ancak 24 Kasım sadece öğretmenlerin günüdür. Tüm öğretmenlerin ‘Öğretmenler Günü’nü kutlar, tüm arzularının gerçekleşmesini dilerim.
Korsanlar deniz fenerinin yerini değiştirir, kaptanları yanıltır, gemilerin kayalara çarpmasını sağlar ve gemileri yağmalar. Fener yerine konmadığı sürece kaptan değişse de bu böyle devam eder. Fenerin olması yetmez; yerinde olması gerekir. Öğretemeyen, eğitemeyen öğretmen de yerinde olmayan fener gibidir. Fenerin yerinde olmaması sönmesi demektir ki karanlıkta insanlar değil; kan emici yarasalar görür.
Bugün sahip olduğumuz ve yarın sahip olabileceğimiz her şeyi öğretmenlere borçluyuz. Öğretmen giderse gelecek gider. İnsanlar düşünmez, düşünmeyen aklını kullanamaz, aklını kullanamayan insan olamaz.
Öğrencilerin yeteneklerini tespit eden, yönlendirip geliştiren, onlara arzu edilen davranışları kazandıran, ihtiyaç duyulan bilgileri veren öğretmenler milletin kaderini yazar. Eğitimi bozuk milletler hangi kaynaklara sahip olurlarsa olsunlar milletler mücadelesini kaybetmeye mahkümdurlar.
Milleti geleceği taşıyan lokomotifin gideceği raylardan biri eğitim diğeri yargıdır. Eğitim ve yargısı doğru olan milletler kaynakları kıt da olsa, olmayanı bir şekilde bulur. Eğitim ve yargısı bozuk olanlar da sahip olduklarını farkında olmadan kaybeder.
Aşı yoluyla hastalıklardan korunulduğu gibi; eğitimle de kötü alışkanlıklardan, yıkıcı faaliyetlerden korunulur. Aksi durumda kendi emeğimiz ve ekmeğimizle beslediğimiz gençlerin kollarına kötü alışkanlıkların yıkıcı fikirlerin bükülmez kelepçeleri vurulur.
Doğu ve güneydoğuda PKK ailelere ‘Çocuklarınızı Yatılı Bölge Okulları (YBO)’na göndermeyin’ çağrısı yaptı. Öcalan, avukat görüşmelerinde yatılı okullarda verilen eğitimden rahatsızlık duyduğunu, cehaletin sürmesi, çocukların PKK’nın kucağına düşmesi için bu okulların kapatılması gerektiği talimatının Kandil’e iletilmesini istedi.
Buna rağmen çocuklar okullara gönderilince, Apo’nun avukatları YİBO'lara saldırı yapılması talimatını Kandil'e iletti. Tüm doğu ve güneydoğuda öğretmenler, lojmanlar, pansiyonlar, okullar hedef seçildi. Yüzlerce öğretmen kurşunlandı, tonlarca bomba okullarda patlatıldı. 65 bini kız olmak üzere toplam 120 bin öğrencinin okuduğu, 10 bin öğretmenin görev yaptığı Yatılı Bölge Okulları (YBO) kapatıldı.
Öğretmenler ya bölgeden uzaklaştırıldı ya da tamamen susturuldu. YBO’ların kapatılması, çocukların PKK’nın kucağına atılmasını sağladı. YBO’lardan sonra şehirdeki okullar da baskı altına alındı. Devlet bir türlü keşfedemedi, ama PKK kaynağın okul olduğunu keşfetti. Artık sınıf sınıf, okul okul öğrenciler dağ kadrosuna kazandırdı. Şehirde askerin, polisin önüne sürdü. Tüm okullar PKK’nın denetimine girdi.
İlgilileri uyardık, ’iki yol var’ dedik: Çocuklar, Ya YBO’da ya da Kandil’de eğitilecek! Tercih bu ikisi arasındadır. Üçüncü seçenek yok. Dinleyen olmadı. Öğretmen gidince öğrenciler PKK tarafından eğitildi. Güneydoğuda şehirlerin işgali böyle başladı.
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve İçişleri Bakanı’nın etkisiz hale getirilen terörist sayısını on binlerle ifade etmesine rağmen PKK’nın Türkiye, Irak ve Suriye’de eylemlerini sürdürebilmesinin sebebi budur.