W. Shakespeare ve Mümin Sekman’dan uyarlama; Çağdaşlaşmak veya Ortadoğulu olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu.
William Shakespeare:
‘Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel, zalim kaderin yumruklarına, oklarına? Yoksa diretip bela denizlerine karşı dur, yeter demesi mi?’
Ortadoğulu olmak?
-Her şeye üzülüp hiçbir şey yapmamak,
-Ölümü, dini, lideri, duyguları yüceltip mantığı küçümsemek, güzel yaşamayı, aklı iyi sistemi aşağılamak, bilime kayıtsız kalmak,
-Kurumsal çözümler üretmek yerine, karizmatik lidere tapmak,
-Sözü yüksek olanı değil; sesi yüksek olanı iyi lider sanmak,
- İslam okumayı, bilimi emretse de, üniversiteyle değil,
camiyle gurur duymak,
-İmamları, ev kadınlarını, müteahhidi yüceltip, mühendisi, filozofu, kariyer yapan kadını aşağılamak,
-Kendi çocuklarını Amerika’da okutup, halkın çocuklarını din ağırlıklı okullara zorlamak Ortadoğululuktur.
-Hatasından öğrenmek yerine, onunla duygusal bağ kurup hayatını bataklığa çevirmek, hatasından başına gelenleri kader sanmak,
-Standart sahibi olmak yerine, düştükçe ‘beterin beteri var’ diye kendini avutmak,
-Başına gelene katkısını görmek yerine, hep dış güçleri suçlamak,
-Şeytan taşlamaktan ibadet etmeye zaman bulamamak,
Yurt dışında, en iyi restoranların en iyi yerlerinde yanlarında Rus sevgilileriyle otururken, kendi ülkelerini modernleştirmek yerine, modern ülkelerde hayatlarını yaşamak, kendi halklarına da din pazarlamak Ortadoğulu olmaktır.
Ortadoğu, her şeyin bir gün anlaşıldığı, ama ya yanlış ya da hep geç anlaşıldığı bir yerdir.
Bu hayatta, bazıları akılla öğreniyor, bazıları acıyla. Maalesef bu coğrafya, acıyla öğrenenlerin coğrafyası. Azgelişmişlerin kaderi iki kelimede saklıdır: İdrak gecikmesi!
"Coğrafya kaderdir" der, Ibni Haldun, Ortadoğu’nun kaderi de idrak gecikmesi! (Sosyolog Mümin Sekman)