SON DAKİKA
01:30 Hürmüz Boğazı'nda savaş çanları: ABD ordusu İran'a giden gemiyi füzeyle vurdu 00:52 Aziz Yıldırım müjdeyi verdi! Prensipte anlaştık 00:32 Rusya: Ukrayna nükleer santrali kamikaze İHA ile vurdu! 00:09 Otobanda can pazarı: 4 araç birbirine girdi, ölüler var 23:48 Çin'den korkutan uyarı: Küresel nükleer çatışma riski artıyor 23:17 Yok böyle bir final Şampiyonlar Ligini kazanan takımı penaltılar belirledi 22:16 TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'ndan zehir zemberek sözler: Türkiye yabancı çöplüğü değil! 22:00 Özgür Özel'den Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarına yanıt 21:53 CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ Ankara'da: Özgür Özel'in yanındayız 21:53 Özgür Özel'den İsmet İnönü'nün kabri başında dikkat çeken açıklama 21:47 Köpeğe çarpmamak isterken şarampole uçtu 21:35 Bolu'da iki ayrı trafik kazası: 10 yaralı 21:30 Milyonlarca meme kanseri hastasını kemoterapiden kurtarabilir 21:27 Özgür Özel'den kurultay çağrısı 21:08 Bayram günü kahreden haber: 9 saat arayla cansız bedenleri bulundu 20:57 Özgür Özel’in Ankara'daki mitingine Samsun'dan katılan oldu mu? Samsun Milletvekili Murat Çan neden katılmadı? Jet açıklama geldi... 20:33 Samsun'un gururu dünya sahnesinde: OMÜ, NAFSA 2026 Fuarı'na damga vurdu! 20:21 Özgür Özel'den Kemal Kılıçdaroğlu'na FETÖ tepkisi! İftiraları şimdi kendisi sahipleniyor 20:08 Bayram dönüşü dehşet! Tartıştığı sürücüyü darbetti 19:51 Samsun'da satılık arsa! Asarcık Belediyesi'nden milyonluk satış...
TERCİH MESELESİ…

TERCİH MESELESİ…

Hazır

Giriş: 13.08.2024 10:00 Güncelleme: 30.05.2026 19:49
Yaşım 17-18, araba kullanmaya heves ettim. Bir yanım istekli, bir yanım korkar hâlde geçtim direksiyonun başına, yanımda da babam. Pek kimsenin olmadığı yollarda deneme sürüşü yapıyorum, yapılabile...

Yaşım 17-18, araba kullanmaya heves ettim. Bir yanım istekli, bir yanım korkar hâlde geçtim direksiyonun başına, yanımda da babam.

Pek kimsenin olmadığı yollarda deneme sürüşü yapıyorum, yapılabilecek bütün hataları yapa yapa…

Babamın olmadığı zamanlarda abime yalvarıyorum “Öğretin bana araba kullanmayı” diye…

Her şey yeni başlamıştı, fırsat buldukça deneme sürüşleri yapıyorduk, bazen başarıyor, çoğu kez başaramıyordum ama zamanla olurdu, biliyordum.

Bir akşam bir düğüne gittik, bir akrabanın düğünü.

Çocukluğumdan beri vardır bende, çok kalabalıkta duramam ben daralırım, sakin yer ararım, yine öyle yaptık.

Salonun dışında gözleme yapan bir satıcının yanına gittik ve düğünü falan bırakıp oturduk gözleme yedik.

Yanımıza yavru kediler geldi, onlara da verdik.

Aradan biraz zaman geçti ve düğün bitti, herkes arabalarına doğru giderken, uzaklaşan arabalar ardında canımdan can götürecek görüntüler bıraktı.

Kimseyi suçlayamam, araç sahipleri de görmemişti kedilerin arabaların motor bölümlerine girdiğini, biz de…

Görsem müdahale etmez miydim ah!?

Birine üzülürken diğeri oldu, ona üzülürken ötekinin çırpınışına şahit oldum.

Her şey bir anda oldu ve kontrol edemedik.

Bir saat kadar önce ellerimle beslediğim 3 yavru kedinin son nefeslerini verirken çırpınışlarını gördüm, ağladım, ben de onlarla beraber çırpındım.

O akşam gözlerim sahiden de kan çanağı olana kadar ağladım, ertesi gece yine, sonraki gece yine ve sonra dedim ki; “Ben hiçbir canın sebebi olamam.”

O zamanlarda vazgeçtim o çok heves ettiğim, hayalim olan arabadan, ehliyetten…

Sandım ki zamanla alışırım.

Öyle olmadı, daha da ilerledi, araba fobisi başladı…

Arabanın ön yan koltuğunda bile oturamaz oldum, arka koltukta camlardan dışarıya bakamıyordum, sürekli ya arabanın içine bakıyor ya da kafamı telefona gömüyordum yol bitene kadar…

Her an yola bir can fırlayacak ve yanlışlıkla çarpıp ölümüne neden olacağız korkusuyla yaşadım hep.

Yani yıllarca hem arabaları çok seven, hem de çok korkan biri oluverdim.

Aradan neredeyse 10 yıl geçti ve ben bakış açımı değiştirdim.

-Zarar veririm- düşüncesini, istemeden oluşabilecek zarar durumunda ya da bir başkası tarafından zarara uğramış ama öylece bırakılmış cana yardımım dokunur olarak değiştirdim ve yıllar sonra yeniden şoför koltuğuna geçip ehliyeti aldım.

Ben kendi içimde böylesi savaş verirken, şimdilerde ardı arkası kesilmeyen korkunç vahşetleri görmek ve bırakın caydırıcı cezayı, ödüllendirircesine cesaretlendiren bu katliamları gördükçe etrafımdaki herkesi sorguluyorum.

Derdiniz gerçekten çocuklarsa sokaktaki köpekten değil, o köpekleri türlü işkencelerle yok etmeye çalışanlardan korkun şimdi.

Belki de her gün selam verip, aynı sofraya oturduğunuz, gayet soğukkanlılıkla katliam yapabilen katillerden…

Ve iki gün önce yine bu olaylardan cesaret alıp, iki masum yavru kediyi acımasızca katleden, genç-yaşlı ayırt etmeyen ölüme yaşlılığından dolayı her geçen gün daha da yakın olan ama öldüğünde o aldığı canların hesabını vermeyecekmiş gibi yaşayan şahıs; güç gösterisi yaptığın iki masumun ahı ömrüne dolanmıştır.

Bir yanda tüm bu olanlardan psikolojik ve ruhsal olarak çökmek üzere olan halk, (ekonomi kısmına değinmiyorum bile) bir yanda bilinçli bir şekilde bu kötülüğü yapmaya devam eden topluluk.

İyilik ve kötülük bir tercih meselesidir ve herkesin tercih ettiği yolda, yaptıklarının karşılığını fazlasıyla alması dileğimdir…

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap