loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 28 Ekim 2020, Çarşamba 10:00
REMZİKOZAL

REMZİ KOZAL

Deprem için hazır mıyız?

Deprem ve diğer doğal afetler her zaman olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Bizim yapmamız gereken, afetleri de dikkate alarak binaları projelendirmek ve şehirlerimizi buna göre konuşlandırmaktır.  Ancak geçmiş deneyimler göstermektedir ki, bu konuda istenen sonuçlara ulaşabilmiş değiliz.

Bir gün deprem olur, bir gün sel-heyelan, bir gün çiğ düşer… Bunlar doğal afetlerdir ve ancak bilimsel yaklaşımlarla bunların üstesinden gelebilir, kayıpları en aza indirebiliriz. Her işte olduğu gibi, işin ehli insanlarla yola koyulmak, işin esası ve ilk şarttır.  

1999 yılının 17 Ağustos’unda,  İstanbul’u da etkileyen deprem oluncaya kadar, çok fazla gündemimizde yoktu. Deprem olduğunda,  zamanla ortaya çıkan uzman yorumcuların hiçbirisi bilinmiyordu.  Türk basınında 18 Ağustos 1999 günü, ( İha tarafından servis edilen) bizim görüşümüz, ilk olarak yer almıştı.

İşin en can alıcı noktası…

İşin en can alıcı noktası “çarpık şehirleşme “ konusuna özellikle dikkat çekmiştik. Daha sonra deprem konusunu işleyen uzmanlar; işin esası binaları ve şehirlerin çarpıklığını hemen hemen hiç konuşmadılar. Onlar, binalar ve şehirler konusunda uzman değillerdi. Zaten, herhangi bir çözümleri de olmadı/olamazdı da… Onlar, ne zaman ve ne şiddette olacağı bilinemeyen depremi anlattılar;  fay nerede kırıldı/kırılacak, kaç atımlıydı, vs.vs. konularda dolu dolu açıklamalar yaptılar. Hemen hemen herkes neredeyse deprem uzmanı oldu, ama işin çözümü konusunda hiçbir sonuç olmadı. Bir katkıda sağlanmadı…

İşin esası; başta deprem olmak üzere, binaların afetler dikkate alınarak projelendirilip inşa edilmesi ve şehirlerin de buna göre konuşlandırılmasıdır. Bu iş  ise;  mimar, inşaat mühendisleri başta olmak üzere ilgili mimar, mühendis, şehir plancıları vd. meslek erbabının işidir.  Doğru iş yapmak istiyorsak,  öncelikle doğru insanlarla yola çıkmasını başarabilmemiz gerekmektedir.

İşin özünü ortaya koyan; 18 Ağustos 1999 tarihinde Türk Basını’nda yayımlanan ilk uzman görüşünü sizlerle paylaşmak istiyorum:

““Çarpık şehirleşme zararı arttırdı”

Şehircilik uzmanı mimar ve mühendis Remzi Kozal önceki gece yaşanan depremin korkunç faturasının beklenen bir sonuç olduğunu söyledi.

Şehircilik uzmanı mimar ve mühendis Remzi Kozal önceki gece yaşanan depremin korkunç faturasının beklenen bir sonuç olduğunu söyledi. Aşırı can ile mal kaybının, kaçak yapılaşma ve çarpık şehirleşmenin bir sonucu olduğunu vurgulayan Kozal, bu çarpıklığın devam etmesi halinde merkez üssü İstanbul olan bir depremin çok kötü sonuçlara sebep olacağını belirtti. İnşaat yapılırken yer probleminin önemli olduğunu vurgulayan Kozal, “İstanbul’da, Tuzla- Avcılar fay hattı üzerinde bulunmasına rağmen yerleşimin en yoğun olduğu bölge. İnşaatlara 3-5 kata ruhsat verilmesine rağmen bu binalara üç beş kat daha çıkılmasına göz yumulmuş. Binanın temeli tabii ki, bu durumda üst katları çekememekte…  Ayrıca, İstanbul’un yüzde 65’i kaçak bina durumunda. Bu binalar hiç bir teknik şartnameye bağlı olmadan plansız, ruhsatsız ve yetkili olmayan kişiler tarafından yapılmış. Önceki gece yaşanan depremde bir bina yıkılmış onun yanında aynı hatta bulunan binalar sağlam kalmış. Ehil olmayan kişiler tarafından yapılan binaların farkı açıkça ortada. Kaçak yapıların yoğun olarak bulunduğu Kartal ve Sultanbeyli, depremden en çok zarar gören bölgeler. Çarpık şehirleşme bu şekilde devam ederse merkez üssü İstanbul olan bir deprem çok daha kötü olur.”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık