loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.6688
  • Euro 6.2801
  • GR ALTIN 275.02
  • ÇEYREK 449.69

  • 08 Eylül 2019, Pazar 10:00
TAHSİNÇAYIROĞLU

TAHSİN ÇAYIROĞLU

YAVRU VATAN KIBRIS: GELECEĞİ ve TÜRKİYE

Ticaret ve enerji kaynaklarının yolu üzerinde bulunan Kıbrıs, jeostratejik konumu kadar, jeopolitik konumuyla da öne çıkan bir adadır. Üç kıtanın birbirine en çok yaklaştığı bir noktada bulunan Kıbrıs, özel bir kilit konumundadır. Kıbrıs’ı elinde bulunduran ülke, Doğu Akdeniz’i doğrudan kontrol edebilme gücüne sahip olacaktır. Onun için uluslararası ilişkilerde Kıbrıs’a “dünyanın en büyük uçak gemisi” denilmiştir.

Türkiye açısından Kıbrıs, jeostratejik ve jeopolitik olduğu kadar millî ve tarihî bakımdan da çok önemlidir.

Bilindiği üzere 1571 yılında fethedilen Kıbrıs, 4 Haziran 1878 tarihli Kıbrıs Konvansiyonu ile Birleşik Krallık’a kiralanmıştır. Anlaşmanın 8’inci maddesine göre Rusya’nın Kars’ı tahliye etmesi halinde, İngiltere’nin de Kıbrıs’ı tahliye etmesi öngörülmüştür. Ancak 1914’te Kıbrıs, İngiltere tarafından ilhak edilmiş ve Lozan Anlaşması’nın 21’inci maddesine göre de bu ilhak, tanınmak zorunda kalınmıştır.

İngiliz işgali öncesinde bir Türk toprağı olan Kıbrıs ile Türkiye’nin tarihsel bağı malûmdur. Kıbrıs’taki Türk varlığı, Türkiye’yi adadan hiç koparmamıştır. Jeolojik olarak da Anadolu’nun bir uzantısı olan Kıbrıs, Türkiye’nin sadece 65 km uzağındadır. Kıbrıs tarihsel, kültürel ve coğrafi olarak Türkiye’nin milli bir meselesidir.

Diğer taraftan Türkiye’nin güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki Türk varlığı Kıbrıs’tan geçmektedir. Kıbrıs’ta konuşlanan Türk Ordusu, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye politik bir güç sağlarken, aynı zamanda Türkiye’nin Akdeniz güvenliğini de temin etmektedir.

Türkiye, millî ve tarihî bağları dolayısıyla adadaki soykırıma ve Enosis Planı’na karşı 1960 tarihli Londra Anlaşması’ndan doğan garantörlük hakkını kullanarak 21 Temmuz 1974’te, Kıbrıs’a müdahale etmek zorunda kalmıştır. Yapılan müdahale sonucunda adadaki Türk varlığı korunmuş ve Türkiye’nin milli çıkarları da sağlanmıştır.

1963’te Türkler, hükümetten tasfiye edilmiş, 1964’te ise kuruluş anlaşması rafa kaldırılmıştır. 1967’deki darbeyle Kıbrıs Cumhuriyeti fiilen yıkılmıştır. Dolayısıyla Yunan kesiminin, Türk tarafını temsil etme yetkisi bulunmamaktadır. Buna rağmen BM ve AB nezdinde Yunan kesimi, Kıbrıs’ın temsilcisi; Türkiye ise işgalci olarak gösterilmektedir. Bu kötü niyetli bakış altında 2004’te Yunan kesimi, Kıbrıs’ı temsilen AB üyeliğine kabul edilmiştir. Bu bağlamda Türkiye’nin ve KKTC’nin uzlaşmacı ve yapıcı yaklaşımını yeniden gözden geçirmesi elzemdir.

Uluslararası arenada bir sorun olarak addedilen Kıbrıs Meselesi konusunda, Yunan kesimi; adanın meşru hükümetinin kendilerinde olduğunu ve KKTC’nin hemen dağıtılmasını; aksi halde siyasal eşitliğin olamayacağını, bu bağlamda federasyon ve konfederasyondan da söz edilemeyeceğini, ancak nisbî bir eyalet sisteminin olabileceğini; yerlerinden edilen Yunanlıların eski yerlerine dönmesini; Türk Ordusunun ve Türkiye’den göç eden Türklerin adadan ayrılmasını talep etmektedir.  

Türk tarafı ise; fiilî durumun 1974 tarihli Kıbrıs Barış Harekatı ile sağlandığını, dolayısıyla çözümün de bu çerçevede ele alınmasını; uluslararası realite açısından en makul çözümün “iki toplumlu ve iki kesimli yapı”dan oluşan konfederasyon olduğunu talep etmektedir.

Hispanyola Adası’nda Haiti Cumuriyeti ve Dominik Cumhuriyeti gibi iki ayrı devletin varlığını kabul eden BM ve AB; ırk, dil ve din bakımından farklılık arzeden iki toplumu tek çatı altında birleştirmek istemesinin sebebi anlaşılamamaktadır.

1947’de Oniki Ada, bir oldubittiyle Yunanistan’a kaptırılmışken, Kıbrıs’ın da aynı akıbete uğratılmaması onur meselesi olduğu kadar, aynı zamanda bir toprak meselesidir de. Bu bağlamda Hatay Meslesi’nde olduğu gibi Yavru Vatan’ın yeri, Anavatan kucağıdır


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık