Yeni yıla yeni umutlarla girmek herkesin hayali. Kaybedilen sağlık, para v,s. Bir şekilde yeniden kazanılabilecekken, umut kaybedildiğinde her şey kaybolur. İnsanı ayakta tutan umuttur. Yeni yıl karşıtları yılın yeniliğine vurgu yapıyor, vatandaş için önemli olan yılın yeniliği değil umutların yeniliği; yeni umutların yeşermesidir.
Karanlık tablodan kurtulup yeni bir başlangıç yapabilme istek ve arzusu, kendi doğum tarihini doğru, dürüst bilmeyen ve de kutlamayanlara yeni yılda kutlama yaptırıyor. Yeni yılda kutlama yapanlar, Hz İsa’nın doğumunu kutlamıyor. Kaldı ki kutlasa da Hz İsa Müslümanların da inandığı bir peygamberdir ve doğum gününün kutlanmasında bir mahsur yoktur, kutlama şekli uygun olduğu sürece. Kaldı ki Hristiyanlar Hz İsa’nın doğum gününü yılbaşında değil; 22 Aralık’ta kutluyor.
Milletin bölünmez bütünlüğü, huzur ve refahı için milli çıkarları gözeten bir eğitim, haksızın cezasını, haklının hakkını alması için bağımsız, tarafsız, adil bir yargı, devletin savurganlığı bırakıp tasarrufa, istihdama yönelmesini sağlayan bir ekonomik reform ve vatandaşlarına eşit yaklaşan yeniden yapılanma yeni yılın olmazsa olmazlarıdır.
Yandaş yayın organlarında kendi hayatlarını milletin hayatı gibi anlatan, dünya masalcılarına taş çıkartan, halktan kopuk, parayı verenin çaldığı düdük sözde akademisyenlerin çizdiği pembe tablo yaşanmıyor Türkiye’de. TV’lerde hayal satan konuşmacılar bu anlattıkları gibi masal yazsalar ve anlatsalar bizler, Andersen, Grimm Kardeşler, Lafonten, Ezop masalı okumazdık, dünya bizim maslarımızı okurdu.
Başta Suriye olmak üzere Asya ve Afrika’dan 6 milyondan fazla kaçak göçmen ve sığınmacıyı besleyen devlet kendi vatandaşlarını besleyemiyor. Türkiye’ye gelenler bir yana Türkiye’yi görmeyen Araplar, kan ve can vererek kazanılan Türk vatandaşlığına kabul ediliyor, Türkiye’nin nüfus (demografik) yapısı bozuluyor. Düşük puanlı sıradan üniversite mezunları torpille etkin yerlerde görevalırken, marka üniversitelerin dereceli mezunları iş bulamıyor. Batı ülkelerine iş bulmak için iltica ediyor, beyin göçü veriyoruz, ülkenin geleceği karartılıyor.
Umutlar ‘Milli’ Piyango, toto, loto, ganyan, iddia ve benzeri gibi şans oyunlarına bağlanmış. Devlet gelirinin büyük bir kısmını bu şans oyunlarından, alkol ve sigara, akaryakıt, katma değer v.b. tüketicinin ödediği vergilerden temin ediyor. Kendi geçimini temin edemeyenler devleti geçindiriyor. Borç batağında bir millet. İşine gelmeyen yüzde yüzlük gerçeklerin olacağına inanamıyor da çaresizlik içinde 50 milyonda bir kişiye çıkacak ikramiyenin kendisine çıkacağına inanıyor, bir akşam da olsa umutla çekilişi bekliyor.
Üniversite mezunları arasında işsizlik yüzde 30 hemen hemen her 3 kişide biri işsiz, nüfusun her üç veya 4 kişide biri icralık. Ekonomi deyince iflas, konkordato, protestolu senet, karşılıksız çek, aradığınız kişiye ulaşılamıyor ve intihar haberleri gündeme geliyor. Çocuğuna pantolon veya kırtasiye alamadığı, Pazar parası bulamadığı, elektrik faturası ödeyemediği için intihar eden babalar var.
Sosyal hukuk devleti sosyalliğini kaybetmiş. Kendi imkanlarıyla beslenip, barınamayanları koruyup, kollamaktan uzaklaşmış. Vatandaş gelecek bir tarafa yarınını garanti altına alamaz duruma gelmiş; karamsarlık rüzgarları ülkeyi kasıp kavuruyor. Vatandaş bir akşam olsun bu sıkıntılardan uzaklaşmak için yol başı kutluyor. Bir inanç, bir gelenek kimin umurunda; vatandaşın sorunları ve çözüm yollarına hiç mi hiç kafa yormayanlar, yılbaşı kutlamalarına gereğinden fazla anlam yüklüyorlar.