Son yerel seçimlere genel merkezler damga vurdu, yerel teşkilatlar iddialı ilçelerde bile aday belirlenmesinde etkili veya belirleyici olamadı. Durum böyle olunca yerel siyaset ‘makama katkı’ yerine makamın katkısına, yerel ölçekte iş takibine dönüştü, çekiciliğini kaybetti, mevcut partilere ilgiyi azalttı. Samsun’da her gün bir firma kapanırken, her aileden bir kişi icralık duruma düşmüşken genel merkezlerin açıklamalarını tekrarlayan, halkın derdine derman, derman olamıyorsa tercüman olmayan siyasetçilerin halkta karşılığı kalmadı.
Cumhurbaşkanı / Ak Parti Gen Bşk Erdoğan belirli kesimleri makam ve rantla yanında tutarken diğerlerine ‘dava’ diye dayatması ve ortalıkta bir davanın olmaması Ak Parti’yi muhtemel bir erken seçim öncesi zora değil; çok zora sokuyor, yeni partilerin hedefi yapıyor. Rant için çıkılan yolda rant bitince yolculuk bitiyor. Sahip olduğu her şeyi Erdoğan ve Ak Parti’ye borçlu olanlar bile bugün pervasız bir şekilde Erdoğan’ı eleştiriyor, yeni oluşumlara veya alternatif hareketlere göz kırpıyor.
Erdoğan’ın son yerel seçimlerde Saadet Parti (SP) ile anlaşma gereği duymaması, Ak Parti’ye pahalıya mal oldu. Erdoğan şimdi mümkün olduğu kadar Ak Parti’de kendini unutulmuş hissedenleri parti içinde tutmak için gayret sarf etse de yeterince rant veya mevki, makam olmadığı için küskünler her geçen gün artıyor. Mevcutları değiştirilirse onlar küsecek, değiştirilmezse yenilere veya dışarıda kalan eskilere yeterince yer kalmıyor. ‘Yola çıkılan’ ve ‘yolda bulunan’ tartışmaları bundan çıkıyor.
İttifak sisteminde; hele de yüzde 50+1 gerektiği için, partinin küçüğü de büyüğü kadar önemli. Boş bardak bir damla su ile dolmaz, ancak dolu bardağın taşması için bir damla suya ihtiyaç vardır. O damlayı oluşturacak; üyesine hakim STK veya sendikalar da hükümeti veya muhalefeti olumlu veya olumsuz etkileyebileceğinden siyasi partiler kadar önemli rol oynayacak. Tek başına iktidar veya iktidar alternatifi olmayan bir parti, karşı ittifakı desteklemesi durumunda yeri doldurulamayan müthiş bir boşluk yaratabilir. Önceleri partiler vazgeçilmezdi, artık seçmen kendini her zamankinden daha önemli ve vazgeçilmez görüyor. Kararsızlar bağımsızlığını ilan etti; yüzde 30’u geçti.
Parti kurmak mesele değil; mesele umut, derde deva olmak, sorunlara çözüm yolu göstermek. Herkesin oyu değerli, seçim kazanmak için herkesi hesaba katmak gerekiyor. Bu durum her partinin umut olmasına neden oluyor ve sadece Ak Parti’yi değil; tüm partileri az veya çok etkileyecek. Parti kurmak hiç bu kadar kolay ve etkili olmamıştı. Kendi partileri içinde unutulanlar, artık bir yere gelme ihtimali kalmayanlar, yeni partilerde görev alarak eski partileriyle pazarlık şansı elde edecek, değerlerine veya değersizliklerine değer katacak.
MHP Gen Bşk adaylarından Yıldırım Tuğrul Türkeş Aydınlık Türkiye Partisi (ATP)’ni kurmasaydı MHP ile anlaşma veya pazarlık şansı olmazdı. Parti kurarak MHP ile pazarlık şansını elde edip, partisini kapattı ve ekibiyle birlikte MHP’de önemli görevler yaptı. Özellikle bugünkü sistemde partilik pazarlık şansı, isteğini kabul ettirme ihtimali partisizlerden çok daha yüksek olacak. Önceden sadece kazanma ihtimali üzerinden siyaset yapılırken, bugün kaybettirme üzerinden de siyaset yapılıyor.